English

ANASAYFA HAKKIMIZDA EKİBİMİZ HİZMETLERİMİZ EĞİTİM PROGRAMLARI ÖNEMLİ BİLGİLER BASINDA BİZ BAŞVURU FORMU İLETİŞİM
  E-BÜLTENLER

Ekim 2014
Nisan 2013
Mart 2013
Şubat 2013
Ocak 2013


E-BÜLTEN- MART 2013 / Sayı - 3


DIR®Floortime™
BAŞLANGIÇ DÜZEYİ KURSU

TARİH: 13-14 Nisan 2013
YER: BİLGİ ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL
EĞİTİMCİ: Çiğdem Ergül M.S. Odyoloji ve Konuşma Bozuklukları Uzmanı, DIR®Floortime™ Eğitimcisi

Ayrıntılı Bilgi ve Program için tıklayın





EBEVEYNLİK: NASIL BİR EBEVYNİZ?
EBEVEYNLİK TARZLARI NELERDİR?

Melis Zorluuysal, M.A. Klinik Psikolog

Anne ve baba adayı, anne adayının hamile olduğunun haberini aldıktan sonra aileye katılacak yeni üye hakkında hayal kurmaya başlar. Anne bu süre boyunca anneliğe özgü bir temsile sahip olur ve bilinçaltında çocuğunun kime benzeyeceğini, nelerden hoşlanacağını, nasıl vakit geçireceklerini, hatta hangi okullara gideceğinin hayalini kurar. Bu dokuz ay on günlük süreç boyunca nasıl bir anne ve baba olacaklarını da düşünür ebeveyn adayları. Genelde zor bir çocukluk geçirilmişse “annem gibi bir anne olmayacağım, ya da babam gibi bir baba olmayacağım” diye düşünülür. Tam tersi güzel bir çocukluk geçirmişse ebeveyn adayları “annem beni nasıl büyüttüyse öyle büyüteceğim çocuğumu, ya da babam gibi bir baba olacağım” diye düşünülür. Bekleyiş içinde geçen bu ayların sonunda ebeveynlerin en değerli varlığı dünyaya gelir. Anne ve babanın gözü bebeklerinden başka bir şey görmez. Bebek büyümeye başlayıp iletişim kurmaya başlayınca duygu alışverişi başlar. İletişim kurdukça ve keşfettikçe bebek bireyselleşmeye başlar ve onu tehlikelerden korumak için anne ve baba kurallar koymak zorundadır. Peki, bu kuralları nasıl koyacaklardır? Ceza vererek mi? Sevgilerini esirgeyerek mi? Görmezden gelerek mi? Yoksa hem bebeklerini çok sevip, aynı zamanda uzlaşarak mı? Bu sorulara cevap bulabilmek için ebeveynlik tarzlarına anlamaya çalışacağız. Bununla beraber hangi tarzın daha uygun olduğu ve çocuğumuzla ne çeşit iletişim kurmamız gerektiğini ve faydalarını anlamaya çalışacağız.

Ebeveynlik Tarzları
Otoriter ebeveynler: Bazı ebeveynler çocuklarını kendi kuralları doğrultusunda kısıtlar ve kontrol ederler. Bununla beraber, disiplini sağlamak için muhakeme yaparak ya da anlatarak çocuklarıyla anlaşmak yerine bazı ebeveynler ceza vererek zora başvururlar. Bu tarz ebeveynler duygusal ve fiziksel doyuma daha az önem verirler.

Müsamahakâr ebeveynler: Bu tarz ebeveynler çocuklarına çok az sınır tanırlar ve çocuklarından olgun davranmaları için çok az talepte bulunurlar. Müsamahakâr ebeveynler, çocuklarının televizyon seyretme, uykuya saati ve yemek saati gibi günlük rutinlerini belirleyen aktiviteleri çocukların kendilerini belirlemelerine izin verirler. Bu tarz ebeveynler duygusal ve fiziksel doyuma kısmen önem verirler.

Otoritatif ebeveynler: Otoritatif ebeveynler muhakeme kullanarak ve anlatarak çocuklarının davranışlarına sınır tanırlar. Ceza kullanmak yerine, ödüller kullanarak çocuklarının davranışlarını güçlendirirler. Beklentilerini çocuklarıyla iletişim kurarak açık bir şekilde anlatırlar. Ayrıca ebeveynler beklentilerini çocuklarının anlayabilmesi için onlara açıklama yaparlar ve sebeplerini açıklarlar. Bununla beraber, çocuklarının dileklerini ve önerilerini dinlerler ve onlarında diyalog kurmalarını teşvik ederler. Otoritatif ebeveynler duygusal ve fiziksel doyuma çok önem verdikleri gibi çocuklarıyla ilişkilerinde destekleyici ve samimidirler.

İhmalkâr ebeveynler: Bu tarz ebeveynler duygusal olarak çocuklarından kopuk olup, çocuklarının ihtiyaçları yerine kendi ihtiyaçlarına önem verirler. Bu tarz ebeveynler, çocuklarının okuldaki aktivitelerine önem vermezler ve oyun arkadaşlarını tanımazlar. Ebeveynlik rolüne bağlı değillerdir. Bu tarz ebeveynlerin çocuklarının özgüveni düşüktür; agresiftir ve dürtülerini kontrol etmekte güçlük çekerler.

Arzu edilen duygusal, sosyal ve fiziksel gelişimi otoritatif ebeveynlerin çocukları gösterdiği görülmüştür. Bu tarzında iki temel özelliği vardır: Çocukların davranışına sınır koymak ve çocuğun ihtiyaçlarına duygusal olarak doyurucu, samimi ve sevgi dolu bir şekilde karşılık vermektir. Ebeveynler çocuğa açık, tutarlı ve sınırları olan kurallar sunarlarsa çocuğun sosyal dünyayı algılaması daha kolaylaşır.

Günümüzün Ebeveynleri
Günümüzde çoğu ebeveyn otoriter ebeveynlikten kaçınmaktadır. Ebeveynler ya otoritatif ebeveynlik, ya da müsamahakâr ebeveynlik tarzlarını uygulamaktadır. Ancak günümüzde çoğu ebeveyn bu iki tarz arasında kalmaktadır. Hem çocuklarına karşı çok şefkatli ilgili olup bununla beraber sınır koymakta güçlük çekmektedirler. Adeta iç içe geçmiş iki ebeveynlik tarzların sonucu ortaya çıkmaktadır. Ebeveynler çocuklarının en iyi şekilde büyütmeyi arzuladıkları için kendi ihtiyaçlarını düşünmeden, çocuklarının diledikleri neredeyse her şeyi onlara sunmaktadırlar. Bu durum sonucunda çocuklar davranışlarını sınırlamayı ve mantıklı düşünüp, uzlaşma tekniklerini kullanarak çözüme ulaşmayı öğrenememeye başlamıştır.

Bazı ebeveynler ise çocuklarını şefkat duyarken ve derin bir sevgi beslerken aynı zamanda onları kontrol edip yönlendirmeye çalışırlar. Onlarla oyun oynarken bile çocuklarına müdahale ederler. Bununla beraber çocuklarının her adımlarını izlerler ve çocuklarını duygusal anlamda bırakmakta güçlük çekerler. Bu tarz ebeveynlere Amerika’da “helikopter ebeveyn” denmektedir. Aşağıda bu tarzla ilgili daha fazla açıklama yapılmaktadır.

Helikopter Ebeveynler
Çocukların gelişimi için yaratıcı olmaları ve keşfetmeleri çok önemlidir. Çocuklar yaratarak ve hayal güçlerini kullanarak öz benliklerini ve kişiliklerini geliştirirler. Anne babalar çocuklarının kişiliklerinin gelişiminde birincil rol oynarlar. Ebeveynler çocuklarının bütün becerilerinin gelişiminde onlara ışık tutarlar. Oyun oynamak ise çocukların bu becerileri uygulayıp ebeveynleriyle ve diğer kişilerle en iyi iletişim kurabilecekleri ortamdır.
Ancak bazı anne babalar çocuklarının oyunlarını, davranışlarını ve hızlarını kontrol etmeye çalışırlar. Durmadan çocuklarının yanında ne yaptıklarını kontrol ederler ve hatta oynadıkları oyunlarda rollerine bile karışmaya çalışırlar. Çocuklarının etrafında bir helikopter gibi dolaştıklarından bu tip anne, babalara “helikopter ebeveynler” denilmiştir. Bu terim 1969 yılında Foster Cline ve Jim Fay tarafından geliştirilmiştir.

Ne var ki bu konu üzerinde yapılan araştırmalar göstermiştir ki, ebeveynler çocuklarıyla oynadıkları oyunlarda ne kadar kontrolcü ve yönlendirici olursa çocuklar o kadar az oyuna ve ilişkiye bağlanmaktadır (angaje olmaktadır). Çocuklar hayatta, özellikle oyun oynarken, seçim yapma hakları oldukça gelişirler. Jean Ispa, Minnesota Üniversitesi Insan Gelişimi ve Aile Çalışmaları Profesörü, kendi çalışmalarında rastladığı örnekleri paylaşmıştır. Bunlardan bazıları şöyledir: Bir anne çocuğuyla çiftçilik oynarken, çocuğu ineği kapı yerine pencereden içeri sokarsa çocuğunu yönlendiren bir anne hemen onu düzeltip kapıdan sokar. Ya da evcilik oynarken çocuk elini oyuncak fırına sokarsa anne onu düzeltmeye çalışır. Ya da çocuk elinde bir kamyon kum havuzunda ne yapacağını düşünürken anne ona düşünme hakkı tanımadan “kepçeyi al, kumu doldur ve kamyona taşı” gibi bir yönerge verir. Anneler böyle davranarak çocuğuna yardımcı olduklarını düşünseler de aslında çocuklarının yaratıcılıklarına ve problem çözme becerilerine ket vurmaktadırlar. Bununla beraber önlerinle set konduğundan çocuklarını kendilerini doğru ifade edemeyerek öfke patlamalarına, içe kapanmalara veya dürtülerini kontrol etmemeye başlarlar.

Peki, Çocuklarımızla Nasıl İletişim Kurmalıyız?
Her ebeveyn çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmek ve en iyi koşulları sağlamak ister. Kendi çocukluklarından daha iyisini onlara vermek ister. Onların iyiliğini, rahatlarını ve eğitimlerini düşünürken bazen çocuklarıyla ilgili çok fazla özelliği kontrol ettiklerini farkına varabilirler.

Anne ve babalar durup, gözlemleyip, çocuklarının liderliğinde oyun oynadıkları zaman çocuklarının duygu dünyasına adım atarlar ve onları daha rahat anlamaya başlarlar. Anne ve babalar, onların hızına ayak uydurduklarında ortaya uyumlu bir dans çıkar. Bu uyumlu dans sayesinde anne, baba ve çocuk aynı konu/oyun teması üzerinde ortak ilgi kurarlar ve doğru iletişim kurmaya başlarlar. Çocuklar anlaşıldıklarını hissettikçe istenmeyen davranışları sergilememeye başlarlar. Oyunun teması ve çocuğun oyunu kurgulama şeklinden çocuklarının hislerini ve düşüncelerini anlama şansına erişirler. Son olarak, çocuklarını kontrol etmediklerinden hem ebeveynler hem çocuk huzurlu olacağından uyum içinde iletişim kurabilecekler ve anlaşmazlıklar olunca bunu uzlaşarak çözebileceklerdir.

Kaynaklar:
Bukatko, D. & Daehler, M., W. (2001). Child Development: A Thematic Approach. Boston: Houghton Mifflin Company
Science News. (4 Şubat 2013). Playtime: Affectionate, Less Controlling Mothers Have Strongest Relationships With Their Children.
http://www.sciencedaily.com/releases/2013/02/130204184718.htm



ÇOCUĞUNUZUN SOSYAL-DUYGUSAL GELİŞİMİNİ DESTEKLEMEK İÇİN ÖNERİLER



Derleyen: Elda ASAEL FELDMAN, MA. Gelişim Psikoloğu

Bebekler dünyayı ve dünyadaki kendi yerlerini ilişkiler aracılığıyla öğrenirler. Başkaları ile oynamayı, iletişim kurmayı, öğrenmeyi, zorluklarla başa çıkmayı ve duygusal tecrübeleri içeren sosyal duygusal yetenekleri ilişkiler sayesinde geliştirirler. Ayrıca, ilişkileri desteklemek güven, empati, sevgi, cömertlik ve vicdan gelişimi için önemlidir. Sosyal duygusal durum uzmanlar tarafından çoğunlukla bebeğin zihinsel sağlığının göstergesi olarak görülür. Kısaca, sosyal-duygusal durum duyguların deneyimlenmesi ve regüle edilmesini, sağlıklı ilişkiler kurulmasını ve keşfederek öğrenmeyi kapsar.
Çocuğunuzun isteklerine karşı duyarlı olun
Anne 8 aylık kızına muhallebi yediriyor. Bebek kaşığı annesinin elinden alıp kendi kendine yemeye devam ediyor. Anne tam kaşığı geri alacakken, bekleyip neler olacağını görmeye karar veriyor. Bebeğin kendi kendine muhallebi yeme denemesi biraz yavaş ve beceriksizce oluyor ama birkaç kaşık yemeği ağzına götürmeyi başarıyor. Anne, kızının kendi kendine yemek yemekten hoşnut olduğunu ancak ağzına az miktarda yemek götürebildiğini farkediyor. Çözüm olarak kendisi de başka bir kaşıkla yemek vererek kızının çabasını tamamlıyor.

Annenin yaptığı kolay görünse de aslında değil. Çocuğunuzun ne yaptığını dikkatlice gözlemlemek ve davranışlarını anlamlandırmayı öğrenmek zaman alabilir. Bu örnekte, bebek “Kaşıkla kendi kendime yemeyi denemek istiyorum! Bunu yapabilirim!” diyor. Anne ise buna zaman ayırmaya ve oluşacak dağınıklığı temizlemeye istekli olmalı. Aynı zamanda, bir yandan bebeğin beslenme ihtiyacını giderirken (vücudu için gıda), diğer yandan yeni şeyler denemesine imkan verebilmeli (zihni için gıda).

Çocuğunuzun yaptıklarını ne sıklıkta gözlemliyorsunuz? “Devamlı gözümün önünde!” diye cevap verebilirsiniz, ancak çocuklarımızın yanında olduğumuz zamanların çoğunda onları aslında gözlemlemiyoruz. Gözlemlemek çocuğunuzun ne yaptığına bakmak, ne dediğini dinlemek ve çocuğunuzun dünyaya karşı kendine özgü yaklaşımını öğrenmeye çalışmaktır (çocuğunuz herşeyi aceleyle yapmaya çalışan mı, ağırdan alan mı; çocuğunuz duygularını hemen belli eden mi, içine atan mı, vs). Çocukların neler yaptığını gözlemlemek için zaman ayırmak bize çocuğumuzla ilgili bilgi sağlar. Çocuğumuzun neyi neden yaptığını anlamamız için ipuçları verir ve ebeveyn olarak yapıcı ve gelişimlerini destekleyici şekilde davranabilmemize yardımcı olur. Çocuklar anlaşıldıklarını ve karşılık aldıklarını hissettiklerinde kendine güvenleri artar.

Sevgi dolu ve destekleyici olun
Annesi küçük oğlunu banyodan çıkarıyor. Sıcak bir havluya sararken sarılıp “Ne güzel kokuyorsun! Ne tatlı bebeksin sen!” diyor. Bebek keyifle annesinin kollarına gömülüyor. Banyo saati o kadar eğlenceli ki, başka nerede bütün ilgi senin üzerindeyken her gün suların içinde bir sürü oyuncakla oynayabilirsin! Bebek annesinin onu özenle temizlediği, kendisinin de toplarla oynayabildiği banyo saatini çok seviyor. Güvende olduğunu ve güvendiği bu kişi için çok özel olduğunu biliyor.

Tatlı bir bebek gördüğümüzde onu gülümsetebilmek için uğraşırız. Dokunmak, kolların arasına almak, sallamak, şarkı söylemek ve konuşmak bir bebekle oynamanın ve gergin bir çocuğu rahatlatmanın en doğal yoludur. Bu davranışların sağladığı fayda görünenden de fazladır, gelişmekte olan beyinlere tam da ihtiyacı olan uyaranları sağlar. Sevgi dolu dokunuşlar ve cesaretlendirici sözler bebeğinize özel olduğu mesajını iletir ve olduğu haliyle sevildiğini anladığında, başkalarını da oldukları gibi sevmeyi öğrenir.

Çocuğunuzun çatışmaları sağlıklı ve uygun bir şekilde çözmeyi öğrenmesine yardımcı olun
2 yaşındaki iki çocuk yuvalarındaki kitap alanını çok seviyorlar. Çocuklardan biri dinazorlarla ilgili büyük bir kitabı alıyor. Bunu gören diğer çocuk güzel kitabı onun elinden almaya çalışıyor. “Benim!”, “Hayır, benim!” çığlıkları ve birkaç damla gözyaşı gelmek üzere. Öğretmen çocuklara yardım etmek için yetişiyor. “Biliyorum dinazor kitabını istiyorsun ve üzgünsün, ama o kitapla arkadaşın oynuyordu. Kitabı elinden almak ve onu ağlatmak güzel bir davranış değil. Ne dersiniz, kitaba hep beraber bakalım mı? Ben tutarım, arkadaşın sayfaları çevirir, sen de büyük dinazor sayfasına geldiğimizde “Rorr” sesini çıkarırsın!”.

Bu yaşlarda çocukların kendi farkındalıkları gelişir ve paylaşmak çok zor olabilir. Ne istediklerini gayet iyi bilirler, fakat beyinleri başkalarının duygularını ve bakış açılarını anlamalarını sağlayacak kadar gelişmemiştir. Otokontrol de gelişmeye yeni başlamıştır. Başkalarının elinden birşey almamalarını söylediğinizde ne demek istediğinizi anlamakla beraber, kendilerini dürtüsel davranmaktan alıkoyamazlar. Bir yetişkin olarak, diyet yapmaya karar vermişken canınızın çok çektiği çikolatalı kurabiyeyi yemekten kendinizi alıkoymanın ne kadar zor olduğunu düşünün. Yetişkinlerin dürtüsellik kontrolü zaman zaman test edilirken, bu yaştaki çocukların günde birkaç kez test edilir. Zaman, beynin olgunlaşması, deneyim ve ilgili yetişkinlerin yardımıyla otokontrol yeteneği gelişir. Çok küçük çocuklar, duygularını isimlendirmede yardım edildiğinde ve dürtülerini kontrol etme yolları gösterildiğinde, bunları zamanla kendi kendilerine yapmayı öğrenirler. Bu da çatışmaları kendi kendilerine çözmeyi öğrenmelerine yardımcı olur.

Çocukların dürtülerini kontrol etmeleri ve çatışmaları çözmeleri için yardımcı olabileceğiniz birkaç tavsiye: • Paylaşma ve sıra alma içeren oyunlar oynayın.
• Bu yaştaı çocukların yorgun olduklarında veya kendilerini iyi hissetmediklerinde daha az işbirliği göstereceklerini anlamaya çalışın.
• Çatışmaları önlemek veya sakinleştirmek için dikkatlerini başka bir yöne yöneltmeyi deneyin.
• Günlük etkileşiminizde doğru sosyal ve paylaşım becerileri için model olun.


Çocuğunuzun gelişen becerilerine destek olun
5 aylık çocuk yerde yüzükoyun yatarak oynamaktadır. Üzerinde yattığı battaniyenin diğer ucundaki oyuncak ördeğe uzanır ancak ulaşamaz. Babası oyuncağı alıp oğluna vermeye yeltenir ama oğlunun ortalığı velveleye vermediğini görünce bekleyip izlemeye karar verir. Oğlu ördeğe ulaşmayı kafasına koymuştur. Tekrar uzanır, bu sefer parmak uçlarıyla ördeğe dokunur. Babası ördeği hafifçe iterek oğluna yardım eder. Tekrar uzandığında ördeğe ulaşır ve keyifle oynamaya başlar. Babası çocuğunu bunaltmadan yeterli desteği vererek bir üst beceri seviyesine ulaşması için teşvik etmiştir. Ördeği doğrudan oğluna vermek yerine bekleyip, oğlunun ne yaptığını seyretmiş, böylece oğlunun durumu keşfetmesine, böylece uzanma ve kavrama becerisini deneyimlemesine izin vermiştir. Çocukların bu şekilde öğrenmesine izin vermek neleri becerebileceklerini keşfetmeleri ve destek için yanlarında olduğunuzu bilmelerini sağlar.

Çocuğunuzun karşılıklı anlayış ilişkisindeki keyfi deneyimlemesine yardımcı olun.

Babası 3 aylık kızına “işte kızım burdaymış” diyerek gülümser. Bebek babasına bakar ve o da gülümser. Babası yüzüne komik bir ifade verir ve kızı bir gülücük atar. Baba da güler, bu oyun bir süre daha karşılıklı gülüşmelerle devam eder.

Bu basit gibi gözüken iletişimden bebek birçok mesaj alır. Örneğin “Babam benimle oynadığında keyif alıyor, bana güldüğünde ben de gülmek istiyorum.”

Bu etkileşimden bebek başkalarının onunla ilgilendiğini, ihtiyaçlarını anladığını öğreniyor. Ayrıca hareketlerinin başkalarının hareketlerini ve duygularını etkilediğini anlamaya başlıyor. Bu tatmin edici ilişki içinde, başkalarının iyi hissetmesini sağlayarak kendinin de iyi hissettiğini keşfediyor. Bu durum, büyürken sağlıklı ilişkiler kurması ve pozitif benlik algısı yaratmasına yardımcı oluyor. Karşılıklı anlayış ilişkisi daha sonra başka çocuklarla oynamaya ve (3 yaşına kadar çok kolay olmasa da) paylaşmaya hazır olmasını sağlıyor. Bu ilişki içinde hem kendi duygularını tanımayı, hem de başkalarının duygularına önem göstermeyi öğreniyor.

Çocuğunuzun kendini güvende hissetmesine yardımcı olun Bir köpeğin havlamasından veya gürültülü bir sesten korkan çocuğunuzu kucağınıza almak, onun korkusuna tepkisiz kalmamak veya “birşey yok” diye geçiştirmeye çalışmamak, ona güvende olduğunu hissettirir. Böylece çocuğunuz korktuğu ve kendinden emin olmadığı zamanlarda başka insanlara güvenebileceğini ve destek göreceğini öğrenir.

Kaynak: http://www.zerotothree.org/
Günışığı Çocuk Merkezi - Istanbul
Web Design: Attara.com