English

ANASAYFA HAKKIMIZDA EKİBİMİZ HİZMETLERİMİZ EĞİTİM PROGRAMLARI ÖNEMLİ BİLGİLER BASINDA BİZ BAŞVURU FORMU İLETİŞİM
  E-BÜLTENLER

Ekim 2014
Nisan 2013
Mart 2013
Şubat 2013
Ocak 2013


E-BÜLTEN- OCAK 2013 / Sayı - 1

ANNE-BEBEK ETKİLEŞİMİNDE DIR FLOORTİME UYGULAMALARI

Günışığı Çocuk Merkezi Dr. Cecilia Breinbauer’in 5 Aralık 2012 tarihinde İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde verdigi seminerin Türkçe özeti:

Stanley Greenspan’in ‘Harika Çocuklar’ isimli kitabından: ‘Bütün çocuklar harika birer çocuk olma potansiyelini içlerinde taşırlar. Bizim görevimiz bu potansiyelin büyümesini sağlayacak bir dünya yaratmaktır.’

DIR Floortime uygulamasının anahtar noktası, kurulan ilişkilerde yaratılan duygulanımdır. (‘affect’).

‘Affect’ kelime anlamıyla duygulanım, etki anlamına gelse de kurulan ilişki çerçevesinde bakıldığında ikincil anlamı daha açık uçludur. Floortime uygulaması bu kelimeyi; çocuğun anlık hislerinin(veya ruh halinin) sübjektif ve bilinçli bir şekilde tecrübe edilmesi ve hatta bu hissiyatın görünür sinyaller olarak karşı tarafa geçirilmesi olarak açıklamaktadır.

Sosyal etkileşim ve problem çözme yetisinin oluşabilmesi için çocuğun ne istediğini belirten bir niyeti / duygusal bir arzusu olması gerekir. Çocuklar bu isteği (içsel duygulanımı) ancak sembollere bağlayarak anlamlı düşünceler yaratabilirler. Bu duygulanım ile olan ilk deneyimler çocuğun bilincinin başlangıcıdır.

Algı -> duygulanım -> eylem


(Algısal deneyimler cocukta ‘duygulanım’a dönüşür ve daha sonra hareketler ile ifade edilir.)

Algı ve eylem olgularının farkında olan çocuklar, duygusal sinyaller göndererek sembolik işleyise geçebilirler. Bu duygusal sinyaller sayesinde çocuk bir iletisim döngüsü başlatmış olur. Annenin görevi çocugun ‘hissiyati’ doğrultusunda gönderdiği sinyalleri genişletmek ve anlamlı kılmaktir. Çocuk annenin davranışarına ya cevap verir ya da yeni bir iletişim zinciri başlatır.

Çocuğun iletişimi başlatan taraf olmasını yetiskin çocuk ilişkisinde radikal bir değişim olarak algılamak gerekir. Çocuğun liderligini izlemek, onu hayatının en başından beri ‘başkarakter’ olarak tayin eder ve çocukta benlik bilincini geliştirir. Kendi hayatını kontrol edebiliyor olma duygusu çocuğa aynı zamanda yeterlilik duygusunu da verir. Çocuğun başkarakter olarak belirlenmesi, ona özgün farklılıkların ve güçlü yanların ortaya çıkarılmasına yardımcı olur.

DIR nedir ve aşamaları nelerdir?
DIR Floortime aşağıdaki üç madde temel alınarak uygulanır.
I. ‘Developmental’- gelişimsel (9 basamaktan oluşan duygusal fonksiyonel gelişim ölçeğine göre çocugun gelişimsel seviyesini bilmek)
II. ‘Individual’- bireysel (her çocuğun güçlü yanlarına ve farklı bireysel özellilerine dikkat etmek ve daha fazla destek isteyen yanlarına yönelmek)
‘Relationships’- ilişki temelli (anne çocuk,yetişkin çocuk arasındaki etkileşimin önemini anlamak ve bu etkileşim sırasında Floortime prensiplerini uygulamak)

Bu üç maddeye dayanarak DIR Floortime uygulaması Fonkiyonel Duygusal Gelişimsel kapasitelerin desteklenmesini hedeflemektedir.
1- Kendini regüle edebilme, dikkatini toparlayabilme
2- Ortak ilgiyi sürdürebilme, ortak zevkler bulma
3- Karşılıklı iletişim kurabilme,iki yönlü iletişim
4- Benlik bilinci ve sosyal problem çözebilme yetisini geliştirme
5- Duygusal arzu ve istekleri aktarabilme
6- Mantıklı düşünceler üretebilme


Çocuk bu aşamalardan geçerek sadece kendi ebeveynleriyle değil, diğer aile bireyleri öğretmenleriyle de iletişim başlatır ve iletişim zincirlerini sürdürebilir .

Otizm tanısı konmuş çocuklarda, nörobiyolojik nedenlerden dolayı gelişimsel olarak farklılıklar olabilir: içsel ‘duygulanımı’ (çocuğun tüm niyet ve arzularının toplamı) gösterme ve bu hisleri harekete dökme becerisi kısıtli olabilir. Bu sebeple, otistik çocuklar iletişim başlatmakta ve karşılıklı iletişimi devam ettirmekte zorlanabilirler. DIR Floortime yaklaşımını geliştiren Dr. Stanley Greenspan ‘Duygulanım Zayıflığı Tezi’nde otizmli cocuklarin içsel duygulanım ve isteklerini, motor planlamaya bağlamakta olan eksikliklerini ele alır. Bu duygulanımı karşısındaki ile degiş-tokuş edebilme yetisi otizmli cocuklarda zor sağlanmasına rağmen yine de bağlılık ve güven içeren sıcak ilişkiler kurma konusundaki becerilerini etkilemedigini de belirtir.

DIR Floortime yaklaşımını yaygınlaştırmak ve daha fazla eğitimci lider yetiştirmek üzere ICDL (Interdisciplinary Council on Developmental and Learning Disorders) Tarafından ceşitli eğitsel programlar düzenlemektedir. Infant Mental Health /Bebek Ruh Sağlığı Doktora programı, DIR Floortime sertifika programları, senelik konferanslar ve seminerler bu programlar arasında sayılabilir. DIR Floortime alanında eğitim almak isteyenler bu programlara katılabilirler. 2013 yılında Türkiye ‘de Turkçe olarak DIR Floortime eğitimlerini sunmaya başlayacağız.Daha fazla bilgi için www.icdl.com adresini ziyaret edebilirsiniz.




OYNAYALIM DA NEYLE OYNAYALIM

Günışığı Çocuk Merkezi Çiğdem Ergül

Oyun akla gelince, çoğu zaman renkli uzaktan kumandalı taşıtlar,ses çıkaran ışıklari yanan bir surü becerisi olan oyuncaklar,pahalı ve marifetli bebekler, üstünde karakter resimleri olan oyunlar ve benzerleri akla gelir.Okul öncesi çocuklar için aslında bu oyuncaklar olmasa da olur hatta olmasa daha bile iyi olur. Pahalı ve hele yaşına uygun olmayan bir oyuncağı alip çocuğunuzu onunla başbaşa bırakacağınıza çok daha basıt ama paylaşım sağlayıçı aktivitelerde olmanız ona güven vermeniz ve birlikte eğlenmeniz önemlidir.Yapılan araştirmalar çocuk gelisiminde ,özellikle duygusal gelişim kadar beyin gelisiminde rol oynayan en önemli etkenin ebeveyn ile geçirilen sicak güven sağlayan eğlenceli etkilesimler oldugunu ortaya koymaktadir. Harward Tıp Fakültesinden Psikiyatr Dan Siegal karşılıklı etkileşimin önemini vurgulamakta ve beyin gelişimi icin gerekli oldugunu araştırmalar ile anlatmaktadır. Bu durumda çocugunuzu geliştirmek icin bilgisayara,mini ekranli oyuncaklara,beyin gelistirme setlerine değil birlikte geçireceğiniz zamana daha cok ihtiyac var.

ÇOCUĞUNUZUN EN DEĞERLI OYUNCAĞİ SİZSİNİZ
Birlikte güreşmek, cee oynamak,kovalamaca oynamak, resim yapmak, kek pişirmek, parmak baskısı, kağıt kesme yapıştırma daha neler neler...

Köpük üflemek: El göz koordinasyonu,ince motor becerisi,uzak yakın iliskisi,üfleme ve dudak kontrolü gibi pek cok yararı olması bir yana birlikte eğlenebileceğiniz ucuz ve keyifli bir aktivitedir.Sizi izler,yada sizin onun üflediklerini patlatmanızı bekler.paylaşım ve eğlence iste oyun da bu değil mi.?

Birlikte puzzle yapmak: yaşına uygun puzzle olmalı. Elinizde tuttugunuz parçaları sizden ismini söyleyerek alması sadece yerine koyma becerisi icin değil dil gelisimi icin de yararli olur. Gorsel uzaysal algi ve ince motor becerisi gelisimi icin parçayı yerleştirmesi eglendirici oldugu kadar eğiticidir.

Kutu oyunları 3 yastan sonra her yaş gurubuna özel pek çok çeşitleri olan kutu oyunları bulabilirsiniz.Şeker diyarı,monopoli,kızma birader…..hem eğlenceli hemde kazanmak kaybetmek,sırasını beklemek,düşunce becerisini geliştirmek,kurallara uymak gibi pek çok yarara sahip.Eğlenmek de cabasi.

Oyun Hamuru: pasta yapmaktan,şekil üretmeye,pizza pişirmekten heykel yapmaya kadar neler neler yaratabilir yaratıcılığınızın sınırlarını zorlayabilirsiniz.Ince minik parmakları güçlendirmek icin farkli renklerde oyun hamurları çok isinize yarar. Yılan yapmak için bastırmak ve yuvarlamak,koparip ufak parçalara ayırmak parmak ve el kaslarını geliştirir.hele makas ile yassi bir hamuru kesme denemesi kağıttan farkli olacaktır.

Toplar: bir kutu çeşitli büyüklukte top ve basit bir basket potası (hatta kırtasiyelerde bile satılmakta) eğlenmek icin yeterli.Mutlaka basket olması da şart değil bunu unutmayalım. Ama oldu ise kutlayalım başarısına,keyfine ortak olalım.Oyunda sıra ile atmak,beklemek,ertelemek,başkasını izlemek gibi okulda isine yarayacak pek çok beceriyi de kazandırır. Atılan topu izlemek, görsel uzamsal bilgiyi değerlendirme ve kullanmasına yarayacağı gibi dikkatini de gelistirecektir.

Keyifle oynayın.
Sevgiler
Çiğdem Ergül





ÖĞRENME BOZUKLUĞU:OKUL ÇAĞI ÇOCUKLARINDA OKUL BAŞARISINI ETKİLEYEN ÖNEMLİ BİR SORUN

Suna Polat - Uzman Psikolog Aile Terapisti

Günışığı Çocuk Merkezi -"Çok akıllı bir çocuk ama arkadaşları çoktan okuma yazmayı söktü, bizimki hala okuyamadı!"
- Neden "dere"yi "bere" diye okuyor?
-Sanki yazılanı hep tersinden okuyor “çok” yazıyor ama o “koç” diye okuyor .
-“ 4. sınıfa geldi ama hala bir problemi okuyup çözemiyor , nerede toplayacak,nerede çıkaracak bir türlü bilemiyor.”
-“ Bu çocuk bir garip, haftanın günlerini ,ayların isimlerini hala ezberleyemedi, ama bütün araba markalarını ve özelliklerini ezbere söyleyebiliyor, bu nasıl oluyor,anlayamıyoruz!”
-“Sınıfımda bir çocuk var, belki sınıfın en zeki çocuklarından biri ama okuma yazma işin içine girince sanki diğer çocuklardan çok geride gibi. ”

Yukarıda anne ve babaların ve öğretmenlerin en tipik özellikleri ile tarif ettikleri çocuklar, “Öğrenme Bozukluğu” adı verilen sorunu yaşayan çocuklardır. Bu çocukların en çarpıcı özellikleri, zekalarında herhangi bir sorun olmamasına rağmen okulda gösterdikleri başarının beklenenin altında olmasıdır. Özellikle okuma, okuduğunu anlama, yazılı anlatım alanlarında zorlanırlar. Bunun yanı sıra; gelişimsel başka sorunları da vardır, örneğin dikkat süreleri kısadır, sağ-sol-yukarı-aşağı-alt-üst gibi kavramları karıştırırlar. Haftanın günlerini, ayların isimlerini sırayla söyleyemezler,saat okuyamazlar, tahtaya yazılanları defterlerine kopyalayamazlar, top atıp tutma, ayakkabı bağlama, makas kullanma gibi el becerilerini gerektiren işlerde yaşıtlarına göre daha becerisizdirler. Bütün bunlara bağlı olarak sosyal ve duygusal alanlarda da desteklenmeye ihtiyaç duyarlar, çünkü kendilerini başarısız , hiçbir işi doğru dürüst yapamayan kişiler olarak algılarlar, özgüvenleri düşüktür, arkadaşları tarafından sevilmediklerini hissederler. Bu çocukların en önemli özellikleri ;okuma,yazma veya aritmetik gibi konuları yaşıtlarının öğrendikleri yöntemle değil, daha farklı ve özel yöntemlerle öğrenmeye ihtiyaç duymalarıdır.

Öğrenme Bozukluğu Nedir?
Öğrenme bozukluğu bireyin bir ya da birden fazla temel psikolojik süreçlerini etkileyen ve okuma,yazma,aritmetik ,okuduğunu anlama,yazılı ve sözel ifade gibi alanlarda zorluk çekmesine neden olan nörolojik bir bozukluktur. Öğrenme bozukluğu olan bireylerin zeka düzeyleri normal veya normalin üzerindedir ve öğrenmedeki zorluklarının görme veya işitme duyularındaki sorunlarla ya da duygusal sorunlarla bir ilgisi yoktur.
Öğrenme bozukluğu olan bireyler kendilerine özgüdürler ve her biri diğerinden farklı özellikler gösterir ,bir başka deyişle; bireyin yaşamakta olduğu güçlüklerin hangi alanlarda olduğu ve derecesi bireye göre değişiklikler gösterir.
Öğrenme bozukluğu olan bir çocuk bir alanda zorluk çekerken bir başka alanda yaşıtları ile benzer ya da daha iyi performans gösterebilir. Örneğin okuma alanında sınıfının çok gerisinde olan bir çocuk , fen veya matematik alanında sınıfın en iyilerinden biri olabilir. Bu durum anne-baba ve öğretmenlerin kafalarını karıştırabilir, çocuğa nasıl yaklaşacaklarını bilemezler. Çünkü; bir alanda başarılı olan bir çocuğun diğer alanda başarı gösterememesinin nedenini çocuğun “tembelliği, şımarıklığı” olarak algılayabilir ve çocuğa gereksiz yere yüklenebilirler. Ailelerin ve öğretmenlerin bu durumun çocuğun kişilik özelliklerine değil öğrenme bozukluğuna bağlı bir durum olduğunu kabul etmeleri ve çocuğa gereksiz yere baskı yapmamaları çok önemlidir.

Öğrenme Bozukluğunun Alt Grupları Var mıdır?
Öğrenme Bozukluğu tek bir bozukluğu değil birden fazla bozukluğu tanımlayan genel bir terimdir. Bu bozukluklar, Öğrenme Bozukluğu şemsiyesi altında değerlendirilirler ve her biri bireyin spesifik bir alanda zorluk çektiğini ifade etmektedir.
  • Disleksi: (Okuma Bozukluğu)Okuma ile ilgili zorluklar
  • Disgrafi: (Yazma Bozukluğu)Yazı yazma ve yazılı anlatım ile ilgili zorluklar
  • Diskalkuli (Aritmetik Bozukluk) Aritmetik işlemleri ve sayılarla ilgili zorluklar
  • Dispraksi: Motor koordinasyon bozukluğu
  • Afasi/disfasi: Dil ve dilin kullanımı ile ilgili zorluklar

Bazı bireyler sadece bir alanda zorluk çekerken, bazıları birden fazla alanda zorluk çekebilir. Örneğin bir çocuk hem okuma, hem yazma hem de aritmetik alanlarında zorluk çekerken bir diğeri sadece aritmetik alanında zorluk çekebilir.

Öğrenme Bozukluğunun Nedenleri Nelerdir?
Öğrenme bozukluğu, okul çağı çocuklarının yaklaşık %8-10’unda görülen “nörolojik” bir durumdur. Öğrenme bozukluğunun ortaya çıkmasının tek bir nedeni yoktur. Annenin hamileliği sırasında yetersiz beslenmesi, geçirdiği enfeksiyonlar, ilaç kullanması, doğum sırasında yaşanan komplikasyonlar ve kalıtsal özellikler (ailelerde öğrenme bozukluğu olan başka kişilerin de olması) gibi etmenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Zeka geriliği, işitme-görme kusurları, uyaran eksikliği, duygusal sorunlar Öğrenme Bozukluğu’nun nedenleri değildir.

Anne-babaların ve öğretmenlerin bilmesi gereken, öğrenme bozukluğu olan bir çocuğun okuma, yazma veya aritmetiği yapamamasının nedeni zekasının düşük olması, tembelliği,haylazlığı ya da istememesi,gayret göstermemesi değildir. Çocuğun doğuştan getirdiği ve elinde olmayan nedenler bu durumu yaratmaktadır.

Öğrenme Bozukluğunun Belirtileri Nelerdir?
Öğrenme bozukluğunun belirtileri çocuğun yaşına göre değişiklikler gösterebilir. Bu nedenle okul öncesi , ilköğretimin ilk yılları ve ilköğretimin son yılları/ lise çağındaki çocuk ve gençlerde belirtiler ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Okul öncesi dönemdeki çocuklarda aşağıda belirtilen özellikler öğrenme bozukluğunun belirtileri olabilir:
  • Diğer çocuklardan daha geç konuşma
  • Bazı sözcükleri telaffuzda yaşıtlarına göre daha fazla zorluklar
  • Yeni sözcükleri öğrenmede yavaşlık
  • Konuşma sırasında uygun/doğru kelimeyi hatırlamada yavaşlık
  • Anaokuluna devam eden çocuklarda sayıları, renkleri,haftanın günlerini, alfabedeki harfleri öğrenmede zorluklar, kendi isimlerini tanımada ve ezbere yazmada zorluklar
  • İki yada üç basamaklı komutları hatırlamada ve takip etmede zorluk
  • Düğme açma-ilikleme, makas kullanma, kalem tutma gibi el becerilerinde zayıflık;
  • Dinledikleri masalları, hikayeleri doğru sırasında hatırlamada zorlanma
  • Sözcüklerin hangi sesle başladığını veya iki sözcüğün aynı mı yoksa farklı sesle mi başladığını fark etme gibi ses bilgisine ait becerilerde yavaşlık.
  • Dikkatle ilgili sorunlar
  • Bazı çocuklarda okul kurallarına uyum sağlamada zorluklar, dürtüsellik


Okula yeni başlayan çocuklarda ise ;
  • Harf ve ses arasındaki bağlantıyı fark etmeme
  • Yazılı sözcükleri öğrenme ve hatırlamada güçlük,
  • b-d-p-m-n gibi birbirine benzeyen harfleri karıştırma; örneğin “bere” yerine “dere” okuma
  • 6-9 gibi rakamları karıştırma,
  • Aritmetik işlem işaretlerini karıştırma örneğin + ve – işaretlerini
  • 4 temel işlemli problemleri çözmede zorluklar
  • Bazı sözcükleri tersten okuma örneğin “top” yerine “pot” gibi
  • Bazı harflerin yerlerini değiştirme örneğin; “okul” sözcüğünü “kolu” olarak okuma gibi
  • Okuma ve yazmada kelime /hece atlama veya ilave etme;
  • Kalemi farklı bir şekilde tutma ve yazı yazmada zorluk
  • Harfleri yazarken öğretilen şekilde değil de alışılmışın dışında bir şekilde yazma. Örneğin yukarıdan aşağı yazılması gereken bir harfi aşağıdan yukarıya doğru yazma
  • Sağ-sol-yukarı-aşağı-üst-alt gibi yön kavramlarını öğrenmede zorluk
  • Haftanın günleri, ayların isimleri,önce-sonra,dün-bugün-yarın gibi zaman kavramlarını öğrenmede zorluk
  • El becerisinde belirgin zayıflık; örneğin el yazısının okunmaması, ayakkabı bağlama, makas kullanmada beceriksizlik
  • Dikkat süresinin kısa olması
  • Ev ödevlerini hatırlamada zorluk
  • Organize olma, planlama, zamanı kullanmada zorluklar
  • sık sık eşyalarını kaybetme
  • Sözel ifadede zorluklar, örneğin konuşurken uygun sözcüğü hatırlayamama
  • Yazılı ifadede zorluklar gibi belirtiler öğrenme bozukluğunun habercisi olabilirler. İlköğretimin son yıllarında ve lise dönemindeki gençlerde ise aşağıdaki özellikler öğrenme bozukluğu ile ilgili olabilir:
  • Okul başarısızlığı
  • Sınıf düzeyine göre okumanın yavaş olması, ( örneğin 4. sınıfa giden bir çocuğun 2. sınıf düzeyinde okuyabilmesi gibi) okumada takılmalar, yanlış okuma
  • Okuduğunu anlama becerisinde zayıflık
  • Yazım hataları,imla hatalarının çokluğu
  • Yazılı ve okuma ile ilgili ödevleri yapmaktan kaçınma
  • Özet çıkartma ve konu başlıklarını belirlemede zorluklar
  • Açık uçlu soruların olduğu klasik sınavlarda başarının düşmesi
  • Test sınavlarında yanlış okumaya bağlı hataların yoğunluğu
  • Yabancı dil öğrenmede zorluklar
  • Zayıf hafıza (özellikle işitsel hafızada zayıflık)
  • Ödev tamamlama, proje hazırlama,grup çalışması gibi faaliyetlerde zorluklar
  • Sorumluluklarını yerine getirmede zorluklar
  • Detayları atlama ya da tam tersi detaylara takılıp bütünü görememe
  • Sözcük dağarcığının sınıf düzeyine göre düşük olması
  • Kitap /gazete/dergi okuma alışkanlığının gelişmemesi
  • Planlama,organizasyon,zamanı kullanma gibi becerilerinin zayıf olması
  • Olumsuz benlik algısı, düşük özgüven


Aileler ve Eğitimciler ne yapabilirler?
“Sorunun erken farkına varılması ve erken müdahele, öğrenme bozukluğu ile ilgili sorunların çözülebilmesi için çok önemlidir!”

Öğrenme bozukluğu yaşam boyu süren bir durumdur ancak kişinin bu bozukluktan dolayı yaşadığı güçlüklerin niteliği zaman içerisinde yaşa göre farklılıklar gösterir. Çocuğun yaşı ilerledikçe sorunlarının üstesinden gelebilmesi; ailenin ve okulun doğru yaklaşımı ile yakından ilgilidir. Öğrenme bozuklu olan .çocukların sorunları ne kadar ağır olursa olsun, önemli olan ailelerin ve eğitimcilerin sorunun varlığını kabul edip çözüme yönelmesidir.Öğrenme bozukluğuna bağlı olarak okulda sorunlar yaşayan çocukların aileleri doğal olarak diğer ailelerin uğraşmadıkları sorunlarla uzun yıllar boğuşmak durumunda kalırlar. Bu durum ailelerin kendilerini sabırsız, kızgın ve çaresiz hissetmelerine neden olabilir. Bundan dolayı çocuklarını,kendilerini ya da öğretmenleri ve okulu suçlayabilirler. Çocuklarının yaşamakta olduğu zorlukların aslında bir bozukluktan kaynaklandığını, bu durumun hiç kimsenin suçu olmadığını kabul etmeleri çok güçtür. Her şeyden önce anne ve babanın bu durumu kabul etmeleri, çocuklarının olumlu yönlerini fark etmeleri ve onlara nasıl yardımcı olabileceklerinin yollarını öğrenmeleri gerekmektedir. Öğrenme bozukluğu olan bir çocuğa yardımcı olmak anne ve babanın tek başına altından kalkabileceği bir durum değildir. Bu nedenle bu özellikleri taşıyan çocukların ailelerinin vakit geçirmeden bir uzmana başvurmaları ve destek almaları önemlidir. Sorunların erken fark edilmesi, tanının erken konması ve hemen ardından eğitime başlanması sorunlar çok fazla büyümeden üstesinden gelinebilmesi açısından çok önemli bir adımdır.

Öğrenme Bozukluğu şüphesi ile uzmana götürülen çocuk, dikkatli ve detaylı bir değerlendirmeye alınmalıdır. Bu değerlendirmenin sonucunda çocuğun zorluklarının hangi alanlarda yoğunlaştığı belirlenir ve zorluk alanlarının niteliğine göre özel bir “eğitim programı” hazırlanır. Bu programın uygulanmasında uzman-aile ve okul işbirliği yaparak birlikte çalışmalıdır.

Tanı konduktan ve eğitim programı belirlendikten sonra aileye çok iş düşmektedir.

Aileler Neler Yapabilir?
Eğer öğrenme güçlüğü yaşayan bir çocuğun annesi ve babası iseniz aşağıdaki öneriler işinize yarayabilir. “Aldığı sonuca değil gösterdiği çaba ve gayrete değer verdiğinizi gösterin” Her şeyden önce ailenin çocuklarının olumlu yönlerini fark etmeleri ve pekiştirmeleri, çocuklarının gayretlerini ödüllendirmeleri gerekmektedir. Öğrenme bozukluğu olan çocuklar çoğunlukla çok gayret gösterdikleri halde okulda diğer arkadaşları kadar başarılı olamayabilirler. Bu gibi durumlarda ailenin çocuğun aldığı nota değil gösterdiği çabaya önem vermeleri, çocuğun pes etmemesi ve kendine olan güvenini kaybetmemesi açısından çok önemlidir.

“Çocuğunuza uygun bir çalışma ortamı sağlayın!”
Öğrenme bozukluğu olan çocukların büyük bir kısmı aynı zamanda dikkat ile ilgili sorunlar yaşarlar. Bu nedenle çocuğunuzun ders çalıştığı/ödev yaptığı ortamın özellikleri çok önemlidir. Çocuğunuzun çalışma ortamı ;
  • Sessiz
  • Dikkat çeken nesnelerin olmadığı
  • Televizyon, telefon ve bilgisayardan uzak bir yer olmalıdır.


Çocuğunuzun çalışma saatlerini daha verimli bir hale getirin!
  • Masada ve sandalyeye oturarak çalışmasını sağlayın.
  • Çalışma mekanını sık sık değiştirmesine izin vermeyin. Mutfakta, salonda ,halının üstünde yatarak çalışmak dikkati dağıtır.
  • Birlikte çalışma programı yapın, dinlenmeye, oyuna vakit ayırın. Çalışma saatlerini çocuğun dikkat süresine göre bölün ve arada 5er dakikalık molalar verin. Mola sırasında çocuğunuzun televizyon izlemesini ya da bilgisayar ile oynamasına engel olun.
  • Günlük program hazırlarken oyun ve eğlenceye ayrılan süreyi ödev ve çalışma süresinin arkasına koyun. Önce ödevlerini tamamlamasını sonra oyun oynamasına çalışın. Tersini yaptığınız takdirde, çocuğunuz doğal olarak oyunu bırakıp derse başlama konusunda isteksiz olacak ve dikkatini yeteri kadar toplamada güçlük çekecektir.
  • Çalışırken saat kullanması için teşvik edin, zamanını doğru kullandığında ödüllendirin.
  • Okuldan eve geldiğinde ödevi olup olmadığını sormak yerine okulda o gün neler öğrendiğini ve ödevlerinin neler olduğunu sorun. Sadece “ödevin var mı?” diye sorduğunuzda “yok” cevabı alabilirsiniz.
  • Ödevlerini bitirdikten sonra birlikte gözden geçirerek ödevin sizin için önemli olduğunu gösterin.


Çocuğunuzun okumasını geliştirmek için neler yapabilirsiniz?
  • Çocuğunuzun ilgisini çeken , bol resimli , büyük ve koyu harflerle yazılı kitaplar seçin. Seçtiğiniz kitabın onun yaş ve sınıf düzeyinin altında olması yararlı olabilir. Kolay bir kitabı okuyup bitirebilmesi kendine olan güvenini arttırır.
  • Hergün mutlaka sesli okuma yapmasını isteyin. Bunun için bir ödül tablosu oluşturabilir ve okuma yaptığında değerli olmayan ancak onun hoşuna gidebilecek sembolik ödüller (defterine yapıştıracağı stikerlar, minik arabalar, şeker,balon vb.) ile gayretini ödüllendirebilirsiniz.
  • Sesli okuma yapmasını destekleyin. Aynı kitabı,şiiri ya da kısa bir öyküyü defalarca sesli olarak okusun. Her okuyuşunda daha akıcı okuyabildiğini görmek okumadan keyif almasını sağlayacaktır.
  • Birlikte sesli okuma yapın, siz okurken o size katılsın,aynı parçayı iyice akıcı bir şekilde okuyuncaya kadar birlikte tekrarlayın. Bu egzersiz okuma hızını arttırmak için iyi bir yoldur.
  • Harf-ses farkındalığını arttırabilmek için; sözcüklerin hangi sesle başladıklarını bulma, aynı sesle başlayan sözcükler bulma, farklı sesle başlayan sözcükler bulma , biten sesle başlayan yeni sözcük bulma gibi oyunlar oynayın.
  • Kart oyunları: Öğrenmeyi oyun haline getirin! 1. Çeşitli sözcükleri kartonlara yazın, bunları karıştırıp ters çevirin , sonra bir tanesini çekmesini ve çektiği sözcüğü okumasını isteyin. 2. Sırası karışmış sözcükleri sıraya koyarak anlamlı cümleler oluşturmasını isteyin. 3. Sözcüklerin arasına renk,hayvan,bitki,taşıt,giysi isimleri koyun, bunları gruplandırmasını isteyin; örneğin taşıtları bir yere, hayvanları başka bir yere gibi. 4. Çeşitli heceleri, harfleri kartonlara yazın, bunları karışık olarak yere ya da masaya dökün. En çok anlamlı sözcük yazabilen oyunu kazansın.Bu oyuna ailenin diğer üyelerini de katabilir ekip halinde yarışabilirsiniz. 5. Çift halinde sözcüklerin olduğu kartlarla eşini bulma oyunu, hafıza oyunu (memory) gibi oyunlar üretebilirsiniz. 6. Birbirine benzeyen sözcüklerle (örneğin bere-dere veya bebe-dede gibi) eşini bulma, farklı olanı bulma oyunu oynayabilirsiz. Bu oyunda özellikle çocuğunuzun karıştırdığı harfleri kullanabilirsiniz. Çocuğunuzun yazı yazma becerisini geliştirmek için neler yapabilirsiniz?
  • Yumuşak uçlu kalem kullanın.
  • Çok fazla ve hızlı yazmak yerine az ama güzel yazması için teşvik edin.
  • Mutlaka çizgili defter,mümkünse “güzel yazı” defteri kullanın. Eğer kelimeleri bitişik yazıyorsa, sözcükler birbirine giriyorsa defterini kurşun kalemle dikine 3-4 parçaya bölün. Her bölüme bir sözcük yazmasını isteyin.
  • Yazım hatalarını azaltmak için dikte çalışması yapın. Siz basit bir cümle söyleyin ve onun yazmasını isteyin. Daha sonra kendi yanlışını bulmasını ve düzeltmesini isteyin. Bulduğu her yanlış için puan kazansın. Daha sonra topladığı puanlarla ödül alsın.
  • Öğretmencilik oynayın.Bunun için ayaklı yazı tahtası kullanabilirsiniz. Önce o öğretmen olsun size bir cümle yazdırsın. Bilerek yanlış yazın ve yanlışınızı bulmasını sağlayın. Sonra siz öğretmen olun ve onun yanlışlarını bulun.





DUYU BÜTÜNLEMESİ NEDİR?

Uzm. Fzt. Miray Gönder KÜÇÜK

Günışığı Çocuk Merkezi Vücudumuz ve çevremiz duyularımız aracılığıyla beynimize bilgiler gönderir. Gelen bilgileri işlemliyerek ve organize ederek kendimizi daha güvenli ve rahat hissederiz. Duruma ve çevreye uygun cevaplar geliştiririz. Bütün bu süreç bize duyu bütünlemesini tanımlar.

Duyu bütünlemesi nörolojik bir işlemleme sürecidir. Hepimiz vücudumuzdan ve çevremizden çeşitli duyusal girdiler alırız. Sinir sistemimiz bu aldığı duyusal girdileri belirli aşamalardan geçirerek organize eder, bütünler ve anlamlı hale getirir. Bunun sonucunda her türlü duyusal girdiye anlamlı ve otomatik cevap veririz.

Örneğin bir sandala bineceğimiz zaman duyuyla ilgili birçok sistemimiz biz farkına varmadan devreye girer. Dokunmayla ilgili sistemimiz ayağımızın sandalın zeminine değdiğini beynimize iletir. Proprioseptif (vücut farkındalığı) sistemimiz kaslarımız ve eklemlerimizin pozisyonuyla ilgili bilgileri iletir. Vestibuler (denge ve hareket ile ilgili) sistemimiz ağırlık merkezimizin yer değiştirdiğini ve hareketli bir zemin üzerinde olduğumuzu iletir. Görsel sistemimiz sandalın iskele seviyesine göre daha aşağıda olduğunu iletir.

Eğer doğru şekilde çalışan bir duyusal işlemlememiz varsa bu bilgilerin hepsini otomatik olarak algılarız. Sandal hareket ettiğinde güvende olduğumuzu algılarız, dengemizi sağlayabiliriz, vücudumuzu duruma uygun pozisyonlarız. Sandalda oturacağımız yerin vücudumuza uzaklığını algılayabiliriz. Sandalın hangi kısmına oturmamız gerektiğine karar verebiliriz.

Eğer duyu bütünlemeyle ilgili sistemde bir problem varsa aşağıdaki durumlar ortaya çıkabilir:

  • Sandala çıkmaktan korkabiliriz,
  • Hareketli bir zemin olması bizi tedirgin edebilir,
  • Mide bulantısı ve kusma,
  • Yetersiz vücut farkındalığı nedeniyle sandala hızla çıkıp sandalın bir tarafına ağırlığımızı verebiliriz,
  • Dengemizi doğru sağlayamayabiliriz.
Bu bize duyusal işlemlemenin doğru şekilde çalışmadığını, sistemlerimiz arası aksaklıkları ve sinir sistemimizin adaptif cevap geliştiremediğini gösterir.






ÇOCUĞUMUN İNCE MOTOR BECERİLERİNİ NASIL GELİŞTİREBİLİRİM?

Fzt. Pınar AKGÖL (Duyu Bütünleme Terapisti)

Günışığı Çocuk Merkezi İnce motor hareketler; ellerimiz ve parmaklarımızı kullanarak yaptığımız , küçük kas gruplarının aktivasyonunu içeren karmaşık hareketlerden oluşur.

Önceleri parmağınızı ve çıngırağı tutabilen bebeğiniz zamanla oyuncaklarını ustaca manipule edebilmek , çatal-kaşık kullanabilmek , giyinip soyunabilmek , makas kullanabilmek ve yazı yazmak gibi kompleks becerilere erişir.

İnce motor beceriler neden önemli?
Ellerimiz beynimizin motor ve duyu alanlarında fonksiyonel anlamda en çok yer kaplayan alanlardan biridir. Sinir sistemimiz ne kadar iyi yapılanmışsa ince motor becerilerimiz de o denli gelişmiş demektir.

Bağımsız birer birey olabilmemiz için öncelikle gereken ; beslenme , giyinme-soyunma , wc-banyo kullanımı gibi günlük yaşam aktivitelerini yapabilmemiz,akademik becerilere adaptasyonumuz ellerimizi ve parmaklarımızı efektif kullanmamıza bağlıdır.

İnce motor becerilerin gelişimi için neler ihtiyacımız var?
1) Üst gövde stabilizasyonu : El ve parmaklarımızı etkili kullanabilmemiz için sağlam el bileği , dirsek , omuz kuşağı ve sırt kaslarına ihtiyaç duyarız.Bu yapılar ne kadar kuvvetli ve enduranslı ise ellerimiz bir o kadar hünerli olur. Üst gövde stabilizasyonu iyi olmayan çocuklarda masa/sıraya yığılarak oturma, yazı yazmaktan çabuk yorulma gibi örnekler görebiliriz.

2) Kavrama: Sağlıklı kavrama için ; el bileği stabilizasyonu, parmaklarda yeterince gelişmiş taktil (dokunsal) ve proprioseptif (pozisyonel) duyularına ihtiyaç duyarız.Böylelikle 1-2 yaşında kalın boya kalemini kavrayabilen cocuk 3,5 yaş ve üzerinde üçlü kavrama ile ince bir kalemi de tutup karalayabilir.

3) Lateralizasyon (El tercihi) : Bir beyin yarısının dominantlaşmasıdır.2,5 yaş ile 4 yaş arasında yerleşmesini bekleriz.( Bazı kaynaklarda 6 yaşa kadar.)

4) Orta hattı çaprazlama : Her iki beyin lobunun karşılıklı alışverişini içeren aktivitelerdir.Orta hattı çaprazlamaktan kaçınan çocuk yemek yerken , yazı yazarken , boyama yaparken vb. sürekli el değiştirir. Örneğin sağ eliyle yazı yazan bir çocuk bir süre sonra yorulunca kalemi sol eline geçirir. Yeterli üst gövde stabilizasyonu ve lateralizasyonu olan çocuk ince motor beceriler sırasında orta hattı çaprazlamada başarılı olur.

5) Görsel-motor yeterlilik : Eller ve gözlerin koordineli bir şekilde birlikte çalışmasıdır. Örneğin, obje ve el arası uygun mesafeyi tayin etme , satır atlamadan okuyabilme, tahtada yazılanları deftere düzgün geçirebilme gibi aktiviteler .

6) Motor Planlama : Belirli bir hedefe ulaşabilmek için yapılan tüm hareket planlamaları ve organizasyonunu içerir. Motor planlaması iyi olmayan çocuklar ; yavaş hareket eden, hantal görünümlü, dağınık ve yeni bir aktiviteyi kolay öğrenemezler.Oyun ve oyuncaklarla yapılan tüm deneyimler çocukların bedenlerini daha iyi tanımalarına fırsat verir ve bu sayede yepyeni bir aktiviteye çok kolay adapte olabilir ve öğrenebilirler.

Duyu bütünleme alanında uzman fizyoterapist ve ergoterapistler çocuğunuzun ince motor becerilerini değerlendirebilir ve bu değerlendirmenin ışığında eksikliğin kaynağına yönelik çözüm önerilerini oluşturabilir.

Unutmayın, bazen hayatımıza katacağımız küçücük bir dokunuş büyük değişimlere yol açabilir.

Günışığı Çocuk Merkezi - Istanbul
Web Design: Attara.com